Gözlerini kapa. Nefesini tut, ona kadar say ve yavaşça bırak. Bırakırken düşün. Aldığın nefese her şeyden daha çok muhtaçsın. Burnundan akciğerlerine oradan kalbine ve bütün vücuduna bilhassa beynine.. Düşüncelerinin üzerindeki ağır metal tozları savruluverir.
Gece saat iki gibiydi. Işıkları söndürdüm, balkona çıktım. Bu mahallede balkonda oturanları dikizleme fantezisine sahip insanlar oturuyor. Karşıdan baksan kız mı erkek mi seçemezsin bile. Ama insana benzemesi yeterli. Yan balkonun iplerinde boyunlarından sallandırılan çoraplar var. Suçları ne mahalleli de bilmiyor. Burada sıradan artık.Ben de bu dünyanın çoraplara yaptığı adaletsizliğe kafa yoracak değilim. Gökyüzüne bakmak niyetim. Koşuştururken tüm gün aklına gelmiyor insanın. Düşünceler o kadar ağırlaştırıyor ki kafayı kaldırmak mümkün değil. 'Aklı bir karış havada olmak' deyimi var bir de. Ne diye küçümseriz ki bu veletleri? Boyun yer çekimine yenik düştükçe daha mı huzura eriyor insan? Tersine alınlarından öpmek lazım böylelerini. Neyse..
Saat üç. Bir saattir gözlerimi gökyüzüne diktim. Şehrin ışıkları yüzünden popülerliğini yitirmiş yıldızlarla dertleştim. Kapanan gazinoların emekli solistleri gibiler. Madem uyku yok bana ya yazacağım bir saçmalıklar ya da okuyacağım. Konuşmak hobilerim arasında tabi. Yalnız hala amatörüm bu konuda.O da biliyor bunu. O yüzden ben sustum o haykırdı.
''Konuşmak, nasıl oluyor da benim dışımda herkesin çok hoşuna gidiyor! Belki de garip ve dolambaçlı bir yoldan insanlara dönmek için çok geç.''
11 Ekim 2014 Cumartesi
9 Ekim 2014 Perşembe
Mutluluk ve Hissedebilme Korelasyonu
‘Yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim.. kendimi herkes gibi yaşamaya , herkese benzemeye zorladım.. kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile , bütünleşmek için böyle davranmak gerektiğini söyledim.. ama bütün bunların sonunda felaket geldi.. şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum , kuralsızım , tereddütler içindeyim , yalnızım ve bunu kabullenerek , tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim.. tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra – bir doğru yaratmak zorundayım..’
Uzun zaman sonra kendimi buldum. Albert Camus'un sözlerinden az farklıydı benimki. Yıllar boyunca herkesin yaşadığı gibi yaşamayı herkesin hissettiği gibi hissedebilmeyi istedim. Finalde mutluluk varsa ona giden her yol mübah göründü bana. Sabah uyanıyorsun ve bugünün diğer günlerden hiçbir farkı olmadığını anlıyorsun. Öyleyse neden bir gün daha nasip edilmişti? Farkı bulabilmek için mi?
Son birkaç yıldır hiçbir şey olmadı hayatımda. Şikayetçi de değildim. Ne zaman mutsuz olduğumu fark ettim o zaman yalnız olduğumu da. İnsan kendi kendine yetebilen varlık. Kalabalıklar içinde yalnız kalmak kastettiğim. Kimseyle aynı hissedememek.
Son birkaç yıldır hiç mutlu uyanmadım ben. Sebebi sebepsizlikti üstelik. Hiçbir konuda hiçbir durumda, mutsuzluğuma dahi sebep bulamadım. Mutlu olmak herkes gibi olmaktı benim için. Herkes ben değildi ben de herkes değildim. '..tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim..' Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde de olsa mutlu yaşamayı yeğledim. Ancak bir fikir sizin değilse, o fikir akıldan önce kalbinize işlememişse sizi robota dönüştürür. Bu bir yalan da olsa önce kanmış olmak gerekir.
.....
Hayat hepimizi mekanikleştiriyor gün geçtikçe. Belki de henüz farkına varamadık. Fazla değil birkaç kuşak öncesi daha mutluydu bize nazaran. Gazetede tanımadığı birinin ölüm haberine ağlayan bir anneannem var benim. Duygusallık değil bu. Bizden daha çok hissediyorlar sadece. Daha çok mutlu olabiliyorlar aynı zamanda.
''Cahillik mutluluktur''
O aynı hissedebilmek için uğraştığım insanların tam da bu tanıma uyduğunu fark ettim. Ancak savaşların, katliamların düşünülerek faaliyete geçirildiği şu dünyada bize daha çok bilmek de huzur getirmiyor. Mutluluk daha çok hissedebilmekte.
Uzun zaman sonra kendimi buldum. Albert Camus'un sözlerinden az farklıydı benimki. Yıllar boyunca herkesin yaşadığı gibi yaşamayı herkesin hissettiği gibi hissedebilmeyi istedim. Finalde mutluluk varsa ona giden her yol mübah göründü bana. Sabah uyanıyorsun ve bugünün diğer günlerden hiçbir farkı olmadığını anlıyorsun. Öyleyse neden bir gün daha nasip edilmişti? Farkı bulabilmek için mi?
Son birkaç yıldır hiçbir şey olmadı hayatımda. Şikayetçi de değildim. Ne zaman mutsuz olduğumu fark ettim o zaman yalnız olduğumu da. İnsan kendi kendine yetebilen varlık. Kalabalıklar içinde yalnız kalmak kastettiğim. Kimseyle aynı hissedememek.
Son birkaç yıldır hiç mutlu uyanmadım ben. Sebebi sebepsizlikti üstelik. Hiçbir konuda hiçbir durumda, mutsuzluğuma dahi sebep bulamadım. Mutlu olmak herkes gibi olmaktı benim için. Herkes ben değildi ben de herkes değildim. '..tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim..' Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde de olsa mutlu yaşamayı yeğledim. Ancak bir fikir sizin değilse, o fikir akıldan önce kalbinize işlememişse sizi robota dönüştürür. Bu bir yalan da olsa önce kanmış olmak gerekir.
.....
Hayat hepimizi mekanikleştiriyor gün geçtikçe. Belki de henüz farkına varamadık. Fazla değil birkaç kuşak öncesi daha mutluydu bize nazaran. Gazetede tanımadığı birinin ölüm haberine ağlayan bir anneannem var benim. Duygusallık değil bu. Bizden daha çok hissediyorlar sadece. Daha çok mutlu olabiliyorlar aynı zamanda.
''Cahillik mutluluktur''
O aynı hissedebilmek için uğraştığım insanların tam da bu tanıma uyduğunu fark ettim. Ancak savaşların, katliamların düşünülerek faaliyete geçirildiği şu dünyada bize daha çok bilmek de huzur getirmiyor. Mutluluk daha çok hissedebilmekte.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)